Entelektüel Sermaye Kavramına Hızlı Bakış

Gelişen bilişim teknolojileri ve küreselleşme ile artan rekabet koşullarında işletmeler;

  • varlıklarını sürdürebilmek,
  • değer yaratabilmek,
  • pazar paylarını ve pazardaki etkinliklerini arttırabilmek,
  • sürdürülebilir rekabet stratejileri ile büyüme sağlayabilmek

gibi amaçlarla sürekli bir değişim ve gelişim döngüsü içindeler.

 

Sanayi toplumunda somut varlıklara önem verilirken; bilgi toplumunda bilgi, beceri, yetkinlik, stratejik bilinç ve iletişim gibi soyut varlıklar öne çıkıyor. Tüm bu soyut varlıkların işletmelere geleneksel üretim faktörleri olan toprak, işgücü ve maddi sermayeden çok daha fazla katma değer sağladığını görüyoruz. Özellikle bilgi; işletmelere üstünlük kazandıran unsurların en önemlisi. Ve günümüzde; bilgiyi üretebilen, geliştirebilen, doğru kullanabilen organizasyonlar uzun soluklu, sağlam temelli, değer yaratan şirketlere dönüşüyor.

 

İşte tam da bu noktada karşımıza “entelektüel sermaye” kavramı çıkıyor.

 

Entelektüel sermaye, işletmelerin:entelektuelsermaye1

  • İnsan Kaynağı,
  • Organizasyonel Yapısı,
  • Müşteri İlişkileri ve
  • İş Süreçlerini

kapsıyor. Bilgiyi çalışanın beyninden çıkarıp işlemek, iyileştirmek, geliştirmek ve tüm işgörenlerin ulaşabileceği ortak bir platformda paylaşarak işletmenin kullanımına sunmak; yeni hizmet ve ürünler geliştirmede başı çeken etken oldu. Bilgi çağının doğurduğu stratejik bir olgu olan entelektüel sermaye kavramıyla yönetim anlayışları da günden güne farklılaştı. “İnsan” artık “iş”in merkezindeki en önemli unsur olarak hakettiği değere kavuşmaya başladı.

 

İşletmeler; üretim, muhasebe, finans, pazarlama gibi fonksiyonel birimleri tarafından üretilen çok sayıda ve çeşitli iç bilginin yanısıra; rakipler, medya, devlet, ekonomik aktörler, müşteriler, sivil toplum kuruluşları gibi pek çok dış kaynaklı bilgi aktarımına da maruz kalıyorlar. Bu denli yoğun bir akım içinde yöneticilerin karar alma süreçlerinde gereksinim duyulan doğru, açık ve öz bilgiye ulaşabilmeleri; işletmenin iç ve dış paydaşlarının sahip olduğu bilince, organizasyonel yapının dinamizmine ve iş süreçlerindeki etkinliğe, yani “entelektüel sermaye kaynaklarının niteliğine” bağlı…

 

PEKİ NEDİR “ENTELEKTÜEL SERMAYE”?

 

Entelektüel Sermaye terimi ilk kez 1969 yılında John Kenneth Galbraith tarafından kullanıldı. Galbraith entelektüel sermayenin entelektüel faaliyetlerin bütünü olduğu tezini savundu. Ardından Michael Kalcki 1975 yılında kaleme aldığı bir makalede “Acaba kaçımız geçtiğimiz birkaç on yıllık dönemde elde ettiğimiz entelektüel sermayenin bilincindeyiz?” cümlesi ile bu terimi kullandı. Kavrama ilişkin yapılan ilk bilimsel çalışmanın ise, Japon bilim adamı Hiroyuki Itami’nin 1980 yılında yazdığı ve 1987’de ingilizceye çevrilen “Mobilizing Invisible Assets” isimli kitap olduğu kabul edilir.

 

Kavram, organizasyonel anlamda ilk kez, Fortune Dergisi Editörü Thomas A. Stewart’ın 1991’de kaleme aldığı “Brainpower” isimli makalede “keşfedilmesi gereken gizli bir hazine” ifadesi ile kullanıldı ve “işletmeye piyasada rekabet avantajı sağlayan, çalışanların bildiği her şeyin toplamı” olarak tanımlandı. Stewart, 1997’de yayımladığı “Intellectual Capital: The New Wealth of Organizations” isimli eserinde “elde edilmiş kullanışlı bilgi” olarak açıkladığı entelektüel sermaye kavramının; organizasyonel süreçler, bilişim teknolojileri, marka, patentler ve çalışan bilgi-becerisinin yanında müşteri ve tedarikçilere ilişkin verileri de kapsadığını ifade etti.

 

Ünlü yönetim bilimci Peter Drucker da dahil olmak üzere birçok akademisyen ve profesyonel, kavrama ilişkin birbirinden farklı tanımlar üretti. Ancak entelektüel sermayenin en kapsamlı tanımı yine Thomas Stewart’dan geldi.

Stewart : “Entelektüel sermaye, işletmenin zenginlik yaratmak üzere kullanıma soktuğu bilgi, enformasyon, entelektüel mülkiyet, çalışanların sahip olduğu beceri ve deneyim gibi entelektüel malzemelerin tümüdür. Entelektüel sermaye bir şirketteki insanlar tarafından bilinen ve işletmeye rekabet üstünlüğü kazandıran bütün varlıkların toplamıdır.(1)” ifadesini kullandı.

Entelektüel sermaye genel olarak, bir şirketin defter değeri ile bu değere ödenmeye hazır olunan değer arasındaki farktır.(2) Bilançoda görülmeyen varlıkları kapsayan bir olgudur. Ölçülmeyeni ölçmek; bilgi, kişiler ve fikirler arasındaki ilişkileri tüm boyutları ile belirlemek için kullanılan bir kavram olarak dikkat çeker.

 

Entelektüel Sermaye Bileşenleri Değer Platformu Modeli Kaynak: Edvinsson, Leif - Malone, Michael S. : Intellectual Capital, Harper Collins Pub., U.S.A., 1997, S.146

Entelektüel Sermaye Bileşenleri Değer Platformu Modeli
Kaynak: Edvinsson, Leif – Malone, Michael S. : Intellectual Capital,
Harper Collins Pub., U.S.A., 1997, p..146

ENTELEKTÜEL SERMAYE UNSURLARI

Kavramı oluşturan unsurlar:

  • İnsan Sermayesi
  • Yapısal Sermaye
  • Müşteri Sermayesi

olmak üzere üç ana başlık altında toplanır.

 

Kısaca bahsetmek gerekirse:

 

İnsan Sermayesi : 

entelektuelsermaye2Çalışanların bilgi, deneyim, yetenek ve yetkinlik gibi beşeri özelliklerinin tümünü ifade eder. İnsan sermayesi kazanılabilir, güncelleştirilebilir ve yenilenebilir bir sermaye olarak öne çıkar.

İnsan; doğası gereği yaratıcı bir canlı olduğundan insan sermayesi de yenilik ve yaratıcılığın merkezi olarak görülür. İşletmelerin bünyelerinde çalışan bireylerin sahip olduğu bilgi, beceri ve yeteneklerden faydalanabilmesi için insan sermayesinin yapısal sermayeye dönüştürülmesi gerekir. Yani; bir işletmede çalışan bir bireye ait bilgi, o işletmeye ait bir değer yaratmak üzere işletmenin yararları için kullanıldığında gerçek anlamda entelektüel sermayenin bir parçası haline gelir.

 

Yapısal Sermaye :

Entelektüel sermaye kavramının ikinci unsuru olarak karşımıza çıkan yapısal sermaye, işletme tarafından oluşturulan ve insan sermayesinden farklı olarak mülkiyeti işletmeye ait olan varlıklar bütünüdür. İşletmenin faaliyetlerini ve yaşamını sürdürebilmesini sağlayan teknoloji, süreç ve yöntemlerden oluşur. Yapısal sermaye bir diğer boyutu ile öğrenmeyi ve öğrenilen bilgiyi paylaşmayı teşvik eden; işletmeye özgü kültürel yapıyı da ifade eder. Öğrenen organizasyonlar kavramı yapısal sermayenin bir bileşeni olarak karşımıza çıkar. Yapısal sermaye bu yönüyle insan sermayesi ve müşteri sermayesi arasındaki bilgi akışını sağlayan dağıtım kanalı olarak entelektüel sermaye kavramına hizmet eder.

 

Konunun duayeni Stewart yapısal sermayeyi “gece eve gitmeyen bilgi” olarak tanımlar. Bu tanımdan hareketle, yapısal sermayenin insan ve müşteri sermayelerinden farklı olarak “bütünüyle işletmeye ait” olduğunu söyleyebiliriz. İşletmenin yüksek potansiyelli çalışanlara sahip olması değer yaratmak için tek başına yeterli olmaz. Çünkü, çalışanlar güçlü bir altyapı ile desteklenmedikleri sürece potansiyellerinin tamamını işletme yararına kullan(a)mazlar. Bu altyapı ise; organizasyonel yetenekler, stratejiler, markalar, patentler, sınai mülkiyet hakları, Ar-Ge çalışmaları, sistem ve süreçler, bina, makina, araç-gereç ve teçhizatlar ve benzeri yapısal sermaye bileşenlerinden oluşur.

 

Müşteri Sermayesi :

İşletmelerin en zor ulaştığı sermaye türü olarak kabul edilir. İşletmelerin sahip olunan müşteriler ile kurulan ilişkilere verdiği değer bu sermayenin özünü oluşturur. Önceki dönemlerde pazara sunulan ürünler ile ilgili güç üreticideyken, bilgi çağına geçişle birlikte rekabet unsuru, ürün/hizmet çeşitliliği, farklılaştırma, markalaşma gibi etmenlerin de etkisiyle arz edilen ürünlere gösterilen talep ve seçim gücü müşterinin eline geçmiş durumda.

 

Artık pazarın en önemli bileşeni ürün değil müşteri! Müşteriye sunulan her türlü materyal onun ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda güncellenip geliştirilmeye çalışılıyor. Yani günümüzde tüm üretim süreçleri; müşterinin beğenisini kazanma ve onun tercihi olabilme üzerine kurulu… Bu nedenle, müşteri sermayesi işletmenin itibarı, tanınırlığı, müşteri sadakati, tedarikçi, dağıtıcı ve toptancı ilişkileri gibi unsurları kapsıyor. Yapısal sermayeden farklı olarak müşteri sermayesi de tıpkı insan sermayesi gibi işletmelerin sahip olmadığı bir değer. Müşteriler de tıpkı çalışanlar gibi işletmeyi istedikleri zaman terkedebilirler. Bundan dolayıdır ki, müşteri sermayesinin de insan sermayesi gibi yapısal sermayeye dönüştürülmesi önem taşır. Bu dönüşüm ise ürün gamı, itibar ve marka değeri sayesinde müşteri sadakatinin kazanılması yoluyla gerçekleştirilebilir.

 

Entelektüel Sermaye Unsurları ve Alt Kategorileri Roos Göran - Roos, Johan: "Measuring Your Company's Intellectual Performance, Long Range Planning, Vol:30, No:3, June 1997, p.416

Entelektüel Sermaye Unsurları ve Alt Kategorileri
Roos Göran – Roos, Johan: “Measuring Your Company’s Intellectual Performance,
Long Range Planning, Vol:30, No:3, June 1997, p.416

Yukarıdaki şekilde de görüleceği üzere, entelektüel sermaye unsurları kendi içinde çok çeşitli ve önemli parçaların bir araya gelmesiyle şekillenen ve hedefi işletmenin gücünü pekiştirmek olan geniş bir yapının alt sistemleridir. Her alt sistemin etkinliği işletmenin büyüme sürecini, kârlılığını ve ömrünü etkiler.

 

ENTELEKTÜEL SERMAYE YÖNETİMİNİN İŞLETME PERFORMANSINA ETKİSİ

 

Entelektüel sermaye kavramı ve bilim adamlarının kavrama yaklaşımları incelendiğinde; işletmelerde toplam sermayeyi oluşturan unsurların sadece maddi varlıklar ile ifade edilemeyeceği ve entelektüel sermaye unsurlarının da toplam sermaye tutarında finansal sermaye ile eşit düzeyde dikkate alınması gereken bir varlık kalemi olduğu görülüyor.

Toplam Sermayeyi Oluşturan Unsurlar Roos, Göran - Bainbridge, Alan - Jacobsen, Kristine: "Intellectual Capital Analysis As A Strategic Tool", Strategy and Leadership Journal, Vol.:29, No:4, July-August, 2001, p. 23

Toplam Sermayeyi Oluşturan Unsurlar
Roos, Göran – Bainbridge, Alan – Jacobsen, Kristine: “Intellectual Capital Analysis As A Strategic Tool”,
Strategy and Leadership Journal, Vol.:29, No:4, July-August, 2001, p. 23

 

Entelektüel sermaye; yeni dünyanın yükselen değeri olarak karşımıza çıkan, elle tutulamayan, gözle görülemeyen ancak işletmelerin:

  • sürekli büyüme ve rekabet avantajına sahip olabilmeleri,
  • dünya markası ve pazarın lider oyuncusu olarak yaşamlarını devam ettirebilmeleri,
  • yüksek marka değeri ve üstün bir itibara sahip olabilmeleri

gibi hayati zorunlulukları için en önemli sermaye unsuru. Bu varlık kaleminin işletmeler için taşıdığı önem ve geldiği nokta onun kalbi olan insan sermayesinin ne kadar etkin yönetildiği ile doğru orantılı olarak şekilleniyor.

 

Bilgi çağının getirdiği hızlı değişime ve gelişen piyasa koşullarına adapte olma safhasında işletmeler; avantaj sağlayabilmek için maddi kaynaklara oranla entelektüel varlıklara daha fazla ihtiyaç duyuyor.

 

Entelektüel sermayenin işletme performansına katkı sağlayacak şekilde yönetilmesi;

  • işletmenin stratejik bakış açısı,
  • sahip olduğu ölçme araçlarının etkinliği,
  • yönetim ekibinin analiz gücü, birikim ve deneyimi,
  • insan sermayesinin ürettiği bilginin ne kadar etkin kullanıldığı

gibi faktörlere bağlı. Ölçülmesi de bu nedenle oldukça önemli. Ancak bu sermaye kaleminin ölçülmesi; sahip olunan entelektüel varlıkların soyut olma özellikleri nedeniyle oldukça da zor.

 

entelektuelsermaye3Yönetim kadroları işletmeye ilişkin hayati kararları alırken, iyi analiz edilmiş ve yorumlanmış bilgiye dayalı raporlardan yararlanıyor. Bu raporların doğru oluşturulabilmesi için şirketin sahip olduğu entelektüel sermayenin korunması, geliştirilmesi ve sürekliliği şart. Bu noktada ise işletmenin:

  • temel yeteneklerinin farkında olunması,
  • bu yeteneklerin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin belirlenmesi,
  • bilişim teknolojilerinin şirket düzeyinde etkin bir şekilde kullanılması,
  • organizasyonel kültürün bu değişime uyum sağlayabilecek şekilde revize edilmesi,
  • işletme genelinde ılımlı ve dinamik bir iklimin hakim olması,
  • bilgi ve yenilik yönetimi ile işletmenin öğrenen bir organizasyon olarak yapılandırılması,
  • iyi bir ticari marka olabilmenin yanında iyi bir işveren markası olarak konumlanabilmesi,

ve elbette bunları yaparken şirketin insan sermayesine tüm bu yenilik ve değişim sürecinin anlatılması gibi stratejik faaliyetler büyük önem taşıyor. Çünkü bir işletmenin yapısal sermayesi ne kadar güçlü ise o işletmenin ömrü de o kadar uzun oluyor. İnsan kaynağını ve onun sahip olduğu bilgiyi, müşteri sadakati ile birleştirip yapısal sermaye kalemi haline getirebilmek için önce çalışanın memnuniyetini sağlamak ve böylece hem bilgi üretimini hem de müşteri ve tedarikçi ilişkilerini güçlendirerek tüm süreçlerin doğru işlemesini sağlamak gerekiyor. Öyle ki, bilişim çağının kilit sermaye unsuru olan entelektüel varlıklar; işletmelere yeni fikir, hizmet ve ürünler yaratarak pazarda yer edinme, rakiplere üstünlük sağlama ve markalaşma gibi konularda avantaj sağlıyor.

 

Bu yazıda herkesin anlayabileceği bir dille kısaca ana hatlarına değinmeye çalıştığımız entelektüel sermaye; işletmeler için bilançoya dahil edilmesi gereken en önemli varlık kalemlerinin başında geliyor. Entelektüel sermayenin hesaplanarak bilançoya eklenmesi şirketin gerçek sermayesinin ve değerinin belirlenmesi açısından yapılması gereken bir faaliyet. Hesaplama modellerine ilişkin ilerleyen dönemlerde ayrıca bir çalışma yapacağım.

 

İşletme bilimi için başlı başına bilimsel bir araştırma alanı olan entelektüel sermaye konusunda farkındalık yaratmak dileğiyle,

 

Füsun ÖZÜLKE

 

(1)  Thomas A. Stewart, Intellectual Capital: The New Wealth of Organizations, Double Day/Currency, New York, 1997, p.20

(2) Ali Akdemir, “Entelektüel Sermaye Konseptinin İşletmecilik Anlayışındaki Dönüşümleri”, S.D.Ü. İ.İ.B.F. Dergisi, No:3, 1998, s.64

(*) Yazı “Entelektüel Sermaye Kavramında İnsan Kaynakları Yönetimi’nin Rolü” konulu yüksek lisans bitirme projemden derlenmiştir.

Füsun Özülke

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: