İş Yaşamının Kötü Çocuğu : STRES!


Çağımız profesyonellerinin açık ara bir numaralı sorunsalı: “STRES!”

 

Hayatımızın her alanında o hep başrolde.

Ofiste, evde, sokakta, trafikte…

Aile – iş – arkadaş ilişkilerinde…

Ofiste demiş miydim?

Evet, evet ofiste!

En çok da ofiste!

 


Stres3Adeta; “Stresliyim. Yaklaşma, yakarım!” der gibi bakan bir çalışma arkadaşımızla ya da evrakları fırlatıp, bağırıp çağırarak konuşan yönetici/patron tipleriyle hepimiz karşılaşıyor ve ister istemez etkileniyoruz değil mi?

 


Sadece bu da değil, işyerinde stres yaşamamıza neden olan o kadar çok etken var ki… Teknoloji, iş yükü, ucu olmayan çalışma saatleri, takım içinde meydana gelen sirkülasyonlar, ergonomik olmayan çalışma ortamları, kötü yöneticiler, iletişimsizlik, maaş ve yan haklar… Liste böyle uzayıp gidiyor. Üstelik, tıp otoriteleri de iş nedeniyle yaşanan stresin “hastalık” olduğu konusunda hemfikir. 

 

İş yaşamında maruz kaldığımız stres; yaptığımız işin özelliklerine, çalıştığımız ortamın koşullarına ve elbette bizim karakterimize, alışkanlıklarımıza göre şekilleniyor. Hepimizin sahip olduğu stres toleransı birbirinden farklı olmasına rağmen; biz ne bu toleransın sınırlarının farkındayız ne de negatif stresin bize nasıl zarar verdiğinin… Nedenlerinin farkında olduğumuz, onu mümkün olduğunca azaltabildiğimiz ve tepkilerimizi kontrol edebildiğimiz sürece stresin negatif yönünden kurtulup pozitif tarafından faydalanabiliriz aslında.

 

“Stresin pozitif yönü de olur muymuş hiç?” diyenlerdenseniz haydi birlikte bu kavrama kısaca bir göz atalım. Stresin aslında ne olduğunu, nelerden kaynaklandığını, bize maliyetini ve onu nasıl yöneteceğimizi konuşalım.

Bulunduğumuz ortamdaki uyaranlara verdiğimiz tepkiye “stres” diyoruz. İçinde bulunduğumuz ortam ya da durumlarda karşılaştığımız iyi veya kötü tüm uyaranlara karşı fiziksel, ruhsal ve davranışsal bir takım tepkiler veriyoruz. Genelde verdiğimiz kötü tepkiler yaşadığımız stresin boyutunu gözler önüne seriyor ve çoğu zaman imajımızı zedeliyor. Ancak stresin faydalı yönleri de bulunuyor.

 

STRES HER ZAMAN NEGATİF MİDİR?

 

Elbette hayır. Hayatımızı olumlu etkileyen yönleri de var. Kararında stres bizi güdülüyor mesela. Kariyerimizde ilerlemek ve başarı için bizi teşvik ediyor, heveslendiriyor, itici güç oluyor.

Örneğin;stres5

  • Bazılarımız zamana dayalı işler nedeniyle stres yaşarken; zaman kısıtı bazılarımızın yaratıcı yönünü ortaya çıkarıyor, pratik çözümler bulmasını sağlıyor.
  • Doktorluk, hemşirelik gibi insan hayatının söz konusu olduğu, hata kaldırmayan mesleklerde bu kavram itici güç olarak karşımıza çıkıyor.
  • Ya da başarılı birer profesyoneliz, çalıştığımız konuda uzmanız ve iş yaşamında sıklıkla takdir içeren güzel geri bildirimler alıyoruz. Bu da bizi hep biraz daha iyi olabilmek için güdüleyen tatlı bir stres duygusu yaşamamızı sağlıyor ve geliştiriyor.

Bizi başarı için harekete geçiren, mutlu olmamızı sağlayan ve geliştiren etkenler nedeniyle verdiğimiz olumlu tepkiler “pozitif stres” olarak isimlendiriliyor ve bizleri motive ediyor.

 

İŞ YAŞAMINDA STRESE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

Stres2Bu etkenlerin birçoğu ortak paydalarda birleşiyor aslında. Nedir bunlar derseniz:

  • Mobilite ve Teknoloji : Dilimize pelesenk olduğu üzere, bilgi çağında yaşıyoruz. Teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanıyoruz. Bilgisayarlarımız, laptoplarımız, tabletlerimiz, telefonlarımız, saatlerimiz artık hepsi akıllı! Çalışan bağlılığı(1) yazımızda da bahsettiğimiz gibi her an her yerde mobiliz. İşte, evde, arabada, aile yemeklerinde, arkadaş toplantılarında hatta lavaboda… Elimizde bunca akıllı alet varken sürekli onları kontrol etme ve işleri halletme telaşı içinde oluyoruz.
  • Maaş ve Yan Haklar : Ekonominin fırtınalı ve değişken bir seyir izlediği, işsizlik oranının yükseldiği ve çalışanların gelir seviyeleri arasında uçurumlar oluştuğu günümüzde; iş yaşamındaki stres seviyesi her zamankinden daha fazla. Çoğu çalışan bir taraftan hak ettiği maaş ve yan menfaatlere sahip olmadığını düşünürken; diğer taraftan işsiz kalma korkusu ile mutsuzluğunu dile getirmekten kaçınıyor.
  • Ucu Belli Olmayan Çalışma Saatleri : Teknolojinin gelişimi ile 7/24 işlerle yaşadığımızı söylemiştik. Buna bir de ağır iş yükü nedeniyle ofiste geçirilen saatler eklenince çalışanlar; halsizlik, yorgunluk, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, motivasyon düşüklüğü, depresyon, öfke ve baskı hissediyor. Bıkkınlıkla kendilerini bir çalışandan çok bir köleye benzetiyor.
  • Ergonomik Olmayan Çalışma Ortamları : Bu kadar uzun saatler ofiste olan bireylerin hiç olmazsa sağlıklı ve ergonomik koşullarda çalışmaları gerekiyor. Sağlıksız ofis mobilyaları ile karanlık ve nemli ortamlarda, penceresiz ve havasız ofislerde çalışanlar bu koşullardan olumsuz etkileniyor.
  • İletişimsizlik ve Yanlış Yönetim : Çalışanlar arasındaki iletişimsizlik nedeniyle işlerin düzgün yürümemesi; yöneticilerin kötü davranışlarına maruz kalma endişesi, bazı yöneticilerin baskı ve zorlamaları, iyi yapılamayan hatta belki de hiç yapılmayan kariyer planları nedeniyle yaşanan hayalkırıklıkları, yöneticinin ekibiyle iletişim kurmaması, onları alınan kararlardan ve iş süreçlerinden haberdar etmemesi sorun yaratıyor.
  • Masan Topluysa ve Stresli Değilsen Yeterince Çalışmıyorsun Önyargısı :  Kimi çalışanların masalarını gereksiz evraklar ve dosyalarla kalabalıklaştırarak, gergin ses tonlarıyla kısa cümlelerle konuşarak çok çalışıyor imajı yaratmaya çalışması diğerlerini de ister istemez etkiliyor. Bazı yöneticiler gözlemlemeden, sorgulamadan; masaları düzenli, güleryüzlü ve iletişim kuran çalışanların iş yükünün az olduğu ya da tembellik yaparak görevlerini yerine getirmediği önyargısı ile hareket ediyor.
  • İşgücü Devir Oranı Yüksekliği ve Sürekli Sirkülasyon : Üyelerinin sürekli değiştiği bir ekipte sorumlulukların iyi dağıtılamaması, planların doğru uygulanamaması, çalışanların görevi, bilgisi ya da uzmanlık alanı olsun olmasın tüm süreçlerde aktif olarak yer almasının istenmesi de karmaşaya neden oluyor.

Bu ve benzeri tüm etmenler çalışanların işyerinde stres yaşamasına, yalnızlık hissetmesine neden oluyor.

 

STRESİN MALİYETLERİ

Kısaca değinmeye çalıştığımız strese neden olan tüm bu etmenlerin çalışanlara da, işverenlere de önemli maliyetleri var.

Bunlar;

  • stres1Entelektüel performans, yaratıcılık ve inovasyonda azalma,
  • Motivasyon düşüklüğü ve konsantrasyon bozukluğu,
  •  Yavaş, zayıf ve yanlış karar verme,
  • Etkisiz yöneticilik ve liderlik davranışları,
  • Önyargılı davranma,
  • Sürekli oluşan sağlık ve devamsızlık sorunları,
  • Kazaya meyilli olma,
  • İletişim kuramama ve çatışma ortamı,
  • Verimsizlik

olarak özetlenebilir.

Stresin maliyetlerini irdeleyebilmek için bu kavram bir buzdağına benzetilir. Stresin su yüzündeki maliyetleri çalışan sağlığı, devamsızlık ve işgücü devir oranı, erken emeklilik gibi yüzeysel konuları içerirken; ofiste ve çalışıyor olduğu halde performans göster(e)meyen, motivasyonu, verimliliği, bağlılığı düşük; çalışma azmi kalmamış ve bıkkın çalışanlar buzdağının su altında kalan o önemli kısmını kapsar. Asıl tehlikeli ve büyük maliyet kalemi budur ve hesaplanması gerçekten zordur.

Bu nedenledir ki, “stres yönetimi” günümüzde stratejik insan kaynakları birimlerinin öncelikli mesai konularından biri olmuştur.

 

STRESLE BAŞ ETME YÖNTEMLERİ

İş yaşamında yaşadığımız stres çalışanın işlerinin üstesinden gelememesinden mi kaynaklanır yoksa işverenin isteklerinin çalışanın omuzlarına aşırı yük bindirmesinden mi? Çalışanın özel ve sosyal yaşamı elbette işini etkiler, tıpkı iş yaşamının özel ve sosyal yaşamını etkilediği gibi…

Stresinizi denetim altına alabilmek ve onunla başa çıkabilmek için;

  • Kendinize gerçekçi hedefler koyun. Yapabileceğinizden büyük hedeflere odaklanır ve büyük beklentiler içine girerseniz mutsuz olursunuz.
  • Stres toleransınızın farkında olun. Hoşlanmadığınız, sizi çileden çıkaran durumlara karşı sakin kalabilmek için çaba harcayın.
  • İşyerinizde size adil ve doğru davranılmadığını, kaldırabileceğinizden çok daha fazla iş ve sorumluluk yüklendiğini düşünüyorsanız ya kibarca “hayır” deyin ya da kariyer rotanızı başka limanlara çevirin.
  • Eşitlerinize ve astlarınıza karşı adil olun.
  • Zamanınızı etkin kullanın.
  • Yaşadığınız stresin boyutunu itiraf edin; kendinize, ailenize, iş ve sosyal çevrenize… Ne denli büyük bir stres yüküyle dolaştığınızı onlara söylemekten çekinmeyin. Çünkü stres toleransı yüksek gibi görünmekle başarılı ve güçlü olmak arasında hiçbir bağ yoktur. Eninde sonunda yorulur ve patlarsınız, unutmayın.
  • Her gün mutlaka kendinizi iyi hissettirecek bir şeyler yapın.. Bu iş yerinde kendinize vereceğiniz küçük bir mola ödülü de olabilir, iş çıkışı yapacağınız doğa yürüyüşü de…
    a7
  • Ofisinizi güzelleştirmeye çalışın. Ufak değişiklikler yapın, masanızın şeklini, dosyalarınızın yerini değiştirin.
  • Kazandığınız ödülleri çalışma arkadaşlarınızla paylaşın. Onlarla bir takım olmanın ötesinde günün neredeyse yarısını beraber geçiren bir aile gibi olduğunuzu anımsayın. Güçlü iletişim her zaman işleri kolaylaştırır, unutmayın.
  • Yüksek derecede stres hissetmenize neden olan durumlarla ilgili kendinize dürüst cevaplar verin ve çözümler bulmaya çalışın.
  • Bugünün işini yarına bırakmamaya özen gösterin.
  • Yalnız kalmaktan korkmayın. İnsanın kendisiyle baş başa kalmaya da ihtiyacı var.
  • Öfkenizi biriktirmeyin. Birikmiş öfke kötü iletişime ve strese neden olur.
  • Kötü hissettiğinizde sevdiğiniz birini arayıp sesini duyun.
  • Geç yatmaktan vazgeçin, erken kalkmayı deneyin.
  • Sıkıntılıyken derin bir nefes alın ve 10’a kadar sayın.
  • Sevgi kelebeği olmaya çalışmayın, herkesin sizi sevmesini beklemeyin.
  • Öfkeliyken tepki vermeyin, empati kurun.
  • Başkalarına kızarak kendinizi yıpratmayın, cezalandırmayın. Onları oldukları gibi kabul edin, değiştirmeye değil anlamaya çalışın; değişmeyecekler!
  • Olaylara iyi tarafından bakın. Gerektiğinde Pollyannacılık oynayın.
  • Birlikte çalıştığınız insanlara güvenin: Daha önce sizi “bilerek” zor durumda bırakmadılarsa…
  • Hayattan ve insanlardan beklentilerinizi azaltın. Ne derler : Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk!
  • Korkularınızdan kaçmayın, yüzleşin.
  • Ailenizle vakit geçirin, onlar sizi beklentisiz sevenlerdir.
  • Ara sıra kendinizi şımartın, ödüllendirin.
  • Kişisel temizliğinize önem verin.
  • Mutlaka spor yapın.
  • Sağlıklı ve düzenli beslenin.
  • Sabah kahvaltınızı asla aksatmayın, öğle yemeği saatini asla masanızda geçirmeyin.
  • Tüm gün masa başında çalışan biriyseniz vücudunuzun özellikle boyun ve sırt bölgesinde meydana gelebilecek deformasyon ve ağrıları ufak egzersizlerle gidermeyi deneyin.
  • Stres bulaşıcı bir hastalıktır; çevrenizdekilerden size geçmesine mümkün olduğunca müsaade etmeyin. Siz onlara neşenizi bulaştırın!

 

stres 3

İş yaşamının yoğun temposunun yanında özel yaşamımızda da birçok sorumluluk alanımız var : Ailemiz, Arkadaşlarımız, Sosyal Çevremiz…  

Her zaman güleryüzlü, neşeli, mutlu, sosyal, aktif, enerjik ve sorun çözücü insanı yani mükemmeli oynamak bizi elbette fazlasıyla zorluyor.  

Ama, hayatımıza katacağımız küçük değerler, yapacağımız küçük yeniliklerle beden ve ruh sağlığımızı korumak ve kendimizi yenilemek; geliştireceğimiz stratejiler sayesinde stresle başetmek  bizim elimizde… 

Faydalı olması dileğiyle,

 

Füsun ÖZÜLKE

 

(1) Çalışan Ne İster? Nasıl Elde Tutulur? Şirketlerin Çalışan Bağlılığı Mesaisi!

(*) Karikatür başarılı karikatürist Sn. Yiğit ÖZGÜR’e aittir.
(*) Bu yazı eş zamanlı olarak Remedy HR Blog‘da da yayınlanmaktadır.

remedyİnsan kaynakları süreçlerine dair çözümleri, alanında yetkin İK profesyonellerinin yazıları ve daha fazlası için Remedy HR’ı ziyaret edebilirsiniz.

Füsun Özülke

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: